İzcilik Tarihi

01 Ocak 1970 Perşembe
   Kim Adında Bir Genç Güney Afrika’da, kuracağı izcilik hareketine ivme fikirler veren bir kitap okudu. Kim adını taşıyan bu kitap meşhur İngiliz yazarı Kipling’in (*) kaleminden çıkmıştı. Hindistan’daki yıllarından beri B. P. ile dostluğu devam eden Kipling bu kitabında Kim (Kimball O’Hara) adlı bir gencin hikayesini anlatır.

Hindistan’daki bir İrlanda alarmda görevli bir astsubayın oğlu olan Kim, ebeveyni ölünce, fakir teyzesinin yanına gelip yeğenleri ile birlikte büyümeye başlar. Genç yaşlarında bağımsızlığını kazanır; Tibetli bir rahip ile Kuzey Hindistan’ı dolaşmaya başlar. Çölde ve vahşi ormanda kendisini bekleyen tehlikeleri yenmeyi öğrenir. Kuyumcu Lugan, Kim ile ilgilenir, oyun ile onu eğitmeye çalışır.

Örneğin üzerinde çeşitli büyüklükte ve renkte mücevherler bulunan bir tahta parçasına dikkatlice bakmasını ister, tahtayı kapatarak üzerindekileri saymasını ister. Oyun havası içinde sürekli eğitim ile Kim’in müşahede algılama becerisi o kadar gelişir ki, çok sayıda farklı renk ve biçimdeki cismi bir defa görünce, pozisyonları ile birlikte aklında tutabilir (**). Geliştirilen bu beceri ile Kim daha sonraları orduya ve vatanına büyük hizmetlerde bulunur. Başından geçen türlü tehlikeli maceradan; gençliğin verdiği çevikliğin yanında, küçükten beri sahip olduğu kararlılık, özdisiplin, kendi başına hareket edebilme yeteneği ve sorumluluk duygularına dayanan aklını kullanma becerisi, kısa yoldan hedefe ulaşma arzusu, oyunlar ile eğitilen becerileri sayesinde, zarar görmeden sıyrılmasını bilir.

B. P. Bu kitaptan çok etkilenmiştir. Mafeking serüvenlerinden biliyordu ki; gençler, eğer kendilerine yeterli güven gösterilirse, yetişkinlerin başarabildikleri sorumlulukların altına girebilirler. Bunun ötesinde B. P.’nin bilinçlice algıladığı ikinci konu, faydalı becerileri oyun ile geliştirmek, işlemek ve kanalize etmek en uygun yoldur. Bilincine vardığı bu gerçeklerden ötürü, planladığı Scouting for Boys adlı kitabında, mantıklı bir hedefe yönelik planlanıp uygulanan oyunları, en önemli eğitim metodu olarak tavsiye etmeye karar verdi.


TÜRKİYE’DE İZCİLİĞİN KURULUŞU
İzcilik,İngiltere’de kuruluşundan kısa bir süre sonra, memleketimizde de Keşşaflık adı altında görülmeye başlanır. Memleketimizde izciliğin ilk kurucuları hakkında çeşitli görüş ve fikirler mevcuttur.

1 ) Darüşşafaka Beden öğretmeni ve Oymakbeyi B.Sami Karayel’in 1914 tarihli İzci Rehberi isimli izci kitabında Türkiye’de izciliğin ilk kurucuları Nafi Atıf Kansu ve Ethem Nejat olarak görülür. İlk izci üniteleri Darüşşafaka, Galatasaray ve İstanbul Liselerinde kurulmuştur.

1968 yılında Milli E§itim Bakanlığı’nca kapsamlı olarak Türkiye İzcileri Yönetmeliği hazırlanarak yürürlüğe konmuştur.

2 ) İstanbul il İzci Kurulu Başkanlarından Rıza Bediz, 1955 yılında yayınladığı "İzcilik ve İzci Kampları" adlı kitabında Türkiye’de izciliğin 1909 yılında İstanbul’da Galatasaray ve Kabataş Liseleri’nde Beden Terbiyesi öğretmenleri Ahmet ve Abdurrahman Robenson kardeşler tarafından başlatıldığını belirtilmişdir.

İlk izcilik hareketleri benimsenmiş görünse de bu tarihlerde patlak veren Balkan Harbi bu ilgiyi ortadan kaldırır. Harpten sonra 1912 yılında izciliği yeniden canlandırmak amacıyla Belçika İzcilik Teşkilatı’ndan Herold Parfit getirtilir. Parfit, izciler ocağını kurar. İşte Türkiye’de izciliğin kuruluşu 1912 yılı olarak esas alınmaktadır.

24 Nisan 1914 yılında Kağıthane Sırtlarında ilk izcilik uygulamaları (Oymakbaşı Kursu) yapılır. 16 Oymakbaşı başarı ile kurstan mezun olur.

1920 yılında İstanbul’da birçok izci oymaklarının kurulduğu görülür.

Cumhuriyetin ilk yıllarında okullarda izci oymakları kurulmaya başlanır Hükümet, izcilik işlerinin yürütülmesini zamanın Milli E§itim Bakanlığı’na verir. 1923 yılında Baden Powell’ın "Erkek Çocukları İçin İzcilik" kitabı Türkçe’ye çevrilir.

1926 yılında Milli Eğitim Bakanlığı’nca bir tamimle okullarda izci oymaklarının kurulması öngörülür.

1927 yılında Cumhuriyet Bayramı’nda Ankara’da Türkiye izcilerinin toplanması ve törene iştiraki sağlanır.

12 Mayıs 1928 yılında 1246 sayılı "Türkiye’de Gençlik Teşkilatının Türk Vatandaşlarına Hasrı" kanunu kabul edilir. Bu kanunla izcilik Türkiye’de devletin kontrol ve denetimi altına alınır.

1949 yılında "Erkek İzciler Yönetmeliği" kabul edilerek yürürlüğe girmiştir. Bunu takip eden yıllarda Yavrukurt ve Kız izciler Yönetmelikleri hazırlanarak uygulamalara geçilmiştir.

1950 yılında birçok teşebbüslerden sonra Türkiye izcileri Dünya İzcilik Teşkilatına kabul edilir.

1955 yılında Ankara’da İzciler Birliği - Derneği, 1957 yılında da İzmir’de de Ege İzciler Birliği - Derneği kurulmuştur.

1968 yılında Milli E§itim Bakanlığı’nca kapsamlı olarak Türkiye İzcileri Yönetmeliği hazırlanarak yürürlüğe konmuştur.

İzcilik faaliyetleri 1970 yılında Gençlik ve Spor Bakanlığı’na devredilmiştir.

1972 yılında Kız izciliğimiz Dünya Kız İzci Teşkilatına yedek üyeliğe kabul edilmiştir.

İzcilik bu tarihten sonra günümüze kadar iki bakanlık arasında çeşitli Genel Müdürlükler bünyesinde sürdürülmüştür.

1991 tarihinde İzcilik Federasyonu Kurularak izcilik faaliyetleri bu federayon tarafından yürütülmeye başlamıştır.
İZCİLİĞİN AMACI


NOT : İzcilik çalışması için öncelikle izciliğe bir tanım getirmek gerekmektedir.Bunu şöyle yapabiliriz.

İZCİLİK : Gönüllü, uluslararası, üniformalı ve informal eğitim veren gençlik kuruluşudur. Gençlere bir yaşam görüşü kazandırır.

Bunu yapabilmek için üç amaç belirlenmiştir:

1 ) Sağlam bir kişilik eğitimi vermek, çocuğa veya gence bağımsız düşünebilme,bireysellik kazanma, ahlaklı bir yaşam sürme konusunda bir eğitim verir. Bu sağlıklı kişilik eğitiminin içinde toplumsal çevrenin ve fiziksel çevrenin istekleriyle uyumlu ama bağımsız yaşama özelliği, yaşamın güzelliklerinden zevk alma bunları sağlıklı bir şekilde algılayabilme ve beğenebilme. İnsanoğluna derin bir sempati duyma, kendini diğer insanlara yakın hissetme. Kaba, başkalarını küçük düşürücü hoş olmayan espiriler ve şakalar yerine ince, gülerken düşündürebilen, yaratılıp, yarattığından zevk alabilen bir kişilik gelişimi sağlar.

2 ) Yurttaşlık - vatandaşlık eğitimi; bunu genel olarak gencin kendi dışındakilerle ilişkisi olarak ele alabiliriz. Genç içinde yaşadığı toplum ve toplumsal yapıyı öğrenmek,onun istekleriyle uyumlu, ama bağımsız olmak ister. Yani kendini, yaşamak ister. Bu nedenle sınıf, dil, din, ırk, renk, eğitim vb. inançlarda farklılık görmeksizin insanlarla dost olabilmelidir. Diğer insanların özelliklerine ve düşüncelerine saygı duymak ve onları kabul edebilmek özelliklerini sağlar.

3 ) Sağlıklı bir beden eğitimi vermektir. Sağlıklı fiziksel ve psikolojik bir uyumu geliştirmeyi hedefler. Sağlıklı düşünebilen sorunları görüp, pratik çözüm getirebilme,kendine ve başkalarına saygılı olma, gerektiğinde kendini kontrol edebilme ve cesaretli olmaktır. Bunların hepsinin bir uyum içinde olmasını içermektedir.

Bu amaçlara ulaşabilmek için pekçok metot bulunabilse de izcilerin kendilerine özgü metodları vardır. Zaten izcilik çalışmasını da diğer çalışmalardan ayıran en önemli nokta metodlar konusunda yatmaktadır. İzciliğin metodlarından başka metodlar kullanmak bizi daha farklı noktalara çıkaracaktır.

İZCİLİĞİN TEMEL İLKELERİ

İzcilik; izcilik çalışması içindeki tüm etkinlikleri belirleyen bazı ilkelere dayanmaktadır.

Bu ilkeler Dünya izcilik Teşkilatı tarafından şöylece belirlenmiştir:
1 ) Tanrıya ve vatana karşı görevler, bu sözcükler belli bir dinin gerektirdiği bir deyiş değil, evrensel bir gücün kaynağı olan yaşamın, ruhsal değerlerinin ortaya çıkarttığı bir zorunlulutur.

2 ) Başkalarına karşı görevler, izcilik tek başına var olmak demek değildir.İzcilik doğası gereği katılmayı, birleşmeyi gerektiren bir toplumsal etkinliktir.

3 ) Kendine karşı görevler, sorumluluk alan, ölçülü kendini anlamış bireyde insanlık duygusunu harekete geçirir.

4 ) İzcilik hem söz, hem de türeyi içerir. Her üyesi bunu incelemeli ve kişisel olarak bağlılık duymalıdır.

5 ) İzcilik din - dil - ırk - soy farkı gözetmeksizin o toplumun tüm üyelerine her yerde rehberlik eden, ilkeleri, amacı ve metodu olan bir etkinliktir.

6 ) İzcilik gönüllülük ister, hiç kimse izciliğe katılması için zorlanamaz.

7 ) İzcilik politikadan uzak eğitici bir olgudur, hiç bir siyasi partiyi ya da kurumu temsil etmez, edemez. izcilik ancak toplumuna ve ulusuna yapıcı bir yardım biçimi olabilir.

8 ) İzcilik demokratik bir yapıya sahiptir.

9 ) İzcilik emir vermekten çok dinlemek, rehberlik etmek, henüz olgulaşmamış gencin gerçek dünyasına saygı duymaktır.

10) İzcilik, kişinin inandığı ve topluma karşı sorumluluk duygularını geliştirmesinin öğrenildiği bir yaşam biçimidir.

11) İzcilik bağımsız olmayı öğretir.

12) İzcilik informal bir eğitimdir.

13) İzcilik oba sistemini kullanır, obalar engelleri yenmede kişinin içindeki kıvılcımı yok edebilecek zararlı etkenleri ortadan kaldırmada bir güvencedir. Oba,aynı zamanda sayısal bir güvence demektir. Karışıklığı önler, demokrasiyi güçlendirir.

14) İzcilik gencin içinde bulunduğu topluma yararlı, aktif ve sorumluluk taşıyan gençler olarak yetişmeyi vurgular ve bunda da önemli bir rol oynar.

15) İzcilik gencin kendini tanımasına yardımcı olur.

16) İzcilik aktiftir; toplumda, ulusunda veya uluslararası topluluklarda etkin olmayı öğretir.

17) İzcilik doğa ile bütünleşmeyi sağlar.

18) İzci lideri açık fikirlidir, hayal gücünün kullanımını teşvik eder.

19) İzcilik değişkendir, asla uzun süreli olarak hareketsiz kalmaz. izciler hareket ederler. Aktiftirler, izciler izleyici değillerdir.

20) İzcilik dünyanın her yerinde içinde bulunduğu toplumun koşullarına göre gelişen ve toplumun gereksinimlerine göre hizmet veren bir olgudur